A Serenade of Tea: Friendship and Laughter in Kadıköy

A Serenade of Tea: Friendship and Laughter in Kadıköy
14 de may. de 2024 · 14m 1s

Fluent Fiction - Turkish: A Serenade of Tea: Friendship and Laughter in Kadıköy Find the full episode transcript, vocabulary words, and more: https://www.fluentfiction.org/a-serenade-of-tea-friendship-and-laughter-in-kadikoy/ Story Transcript: Tr: Kadıköy'de güneşli bir öğleden...

mostra más
Fluent Fiction - Turkish: A Serenade of Tea: Friendship and Laughter in Kadıköy
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.org/a-serenade-of-tea-friendship-and-laughter-in-kadikoy

Story Transcript:

Tr: Kadıköy'de güneşli bir öğleden sonra, sokaklar insanlarla doluydu.
En: On a sunny afternoon in Kadıköy, the streets were full of people.

Tr: Ahmet, Leyla ve Burak birlikte bir kafede oturuyordu.
En: Ahmet, Leyla, and Burak were sitting together in a café.

Tr: Ahmet, garson olarak çalışıyordu ve çok yoğundu.
En: Ahmet was working as a waiter and was very busy.

Tr: Kafede herkes bir şeyler içiyor, gülüyor, konuşuyordu.
En: Everyone in the café was drinking something, laughing, and talking.

Tr: Kafenin dış kısmında, ünlü bir yerel müzisyen gitar çalıyordu.
En: Outside the café, a famous local musician was playing the guitar.

Tr: Ahmet, elinde bir tepsi dolusu çayla masalara doğru yürüyordu.
En: Ahmet was walking towards the tables with a tray full of tea in his hands.

Tr: Tepsi biraz ağırdı ama Ahmet dikkatliydi.
En: The tray was a bit heavy, but Ahmet was careful.

Tr: Fakat bir anlık dalgınlık, Ahmet’in dengesini bozdu ve tepsi elinden kaydı.
En: However, a moment of distraction caused Ahmet to lose his balance, and the tray slipped from his hands.

Tr: Tüm çaylar, müzisyenin üzerine döküldü.
En: All the tea spilled onto the musician.

Tr: Müzisyen bir anda ayağa fırladı ve "Ne yapıyorsun?" diye bağırdı.
En: The musician suddenly jumped up and shouted, "What are you doing?"

Tr: Kadıköy'ün kalabalık insanları bir anda sustu ve hepsi bu olayı izlemeye başladı.
En: The crowded people of Kadıköy suddenly became silent and started watching the scene.

Tr: Ahmet çok utandı ve ne yapacağını bilemedi.
En: Ahmet was very embarrassed and didn't know what to do.

Tr: Leyla ve Burak hemen Ahmet'in yanına koştu.
En: Leyla and Burak immediately ran to Ahmet's side.

Tr: "Özür dilerim," dedi Ahmet titreyen bir sesle, "Gerçekten istemeden oldu."
En: "I'm sorry," said Ahmet with a trembling voice, "It really wasn't on purpose."

Tr: Müzisyen derin bir nefes aldı ve sakinleşmeye çalıştı.
En: The musician took a deep breath and tried to calm down.

Tr: "Tamam, tamam," dedi. "Ama bu kıyafetlerin bedelini ödemelisin."
En: "Alright, alright," he said. "But you have to pay for these clothes."

Tr: Leyla hemen konuştu, "Tabii ki, biz hallederiz." Burak da başını sallayarak onayladı.
En: Leyla spoke up immediately, "Of course, we'll take care of it." Burak nodded in agreement.

Tr: Ahmet, Leyla ve Burak hemen bir plan yaptı.
En: Ahmet, Leyla, and Burak quickly made a plan.

Tr: Komşu dükkanlardan temiz bir kıyafet bulup müzisyene verdiler.
En: They found clean clothes from a neighboring shop and gave them to the musician.

Tr: Müzisyen, kıyafetlerini değiştirdi.
En: The musician changed his clothes.

Tr: Ahmet ve arkadaşları, müzisyene bir özür olarak çay ve tatlı ikramı sundular.
En: Ahmet and his friends offered the musician tea and sweets as an apology.

Tr: Müzisyen kabul etti ve hatta gitarını yeniden çalmaya başladı.
En: The musician accepted and even started playing his guitar again.

Tr: Kadıköy'ün kalabalığı tekrar hareketlendi ve kafenin atmosferi normale döndü.
En: The crowd in Kadıköy began to move again, and the café's atmosphere returned to normal.

Tr: Herkes bu sefer bir kahkaha patlattı ve hayat devam etti.
En: This time, everyone burst into laughter, and life went on.

Tr: Ahmet içten bir nefes aldı ve arkadaşlarına teşekkür etti.
En: Ahmet took a deep breath and thanked his friends.

Tr: Bu olaydan sonra Ahmet, işinde daha dikkatli olmaya karar verdi.
En: After this incident, Ahmet decided to be more careful at work.

Tr: Bu olay, Ahmet, Leyla ve Burak'ın dostluğunu daha da güçlendirdi.
En: This event strengthened the friendship between Ahmet, Leyla, and Burak even more.

Tr: Kadıköy, yine neşeli ve enerjik günlerine geri döndü.
En: Kadıköy returned to its cheerful and energetic days.

Tr: Herkes hayatın küçük aksiliklerini tatlı hatıralar olarak gördü ve kahkahalarıyla dolu anılar biriktirdi.
En: Everyone saw the small mishaps of life as sweet memories and collected moments filled with laughter.


Vocabulary Words:
  • sunny: güneşli
  • afternoon: öğleden sonra
  • streets: sokaklar
  • full: dolu
  • waiter: garson
  • busy: yoğun
  • drinking: içiyor
  • laughing: gülüyor
  • famous: ünlü
  • local: yerel
  • musician: müzisyen
  • playing: çalıyordu
  • guitar: gitar
  • towards: doğru
  • tray: tepsi
  • bit: biraz
  • heavy: ağır
  • careful: dikkatli
  • distraction: dalgınlık
  • balance: denge
  • slipped: kaydı
  • embarrassed: utandı
  • trembling: titreyen
  • voice: ses
  • purpose: istemeden
  • calm: sakinleşmek
  • plan: plan
  • clean: temiz
  • sweets: tatlı
  • crowd: kalabalık
mostra menos
Información
Autor FluentFiction.org
Página web www.fluentfiction.org
Etiquetas

Parece que no tienes ningún episodio activo

Echa un ojo al catálogo de Spreaker para descubrir nuevos contenidos.

Actual

Parece que no tienes ningún episodio en cola

Echa un ojo al catálogo de Spreaker para descubrir nuevos contenidos.

Siguiente

Portada del episodio Portada del episodio

Cuánto silencio hay aquí...

¡Es hora de descubrir nuevos episodios!

Descubre
Tu librería
Busca